Monthly Archives: Nisan 2009

Hoş geldin bebeğim…

Standard

Artık bir anneyim. Hoş geldin bebeğim…

Ben bu satırları yazarken içeride bebeğim uyuyor. Bebeğim… Evet bebeğim… Ben artık bir anneyim… Eşim de artık bir baba… Biz artık sadece bir “evli çift” değil, bir aileyiz. İnsanın hayatında daha önemli ne olabilir diye düşünüyorum. Hiçbir şey. Dünyada artık hiçbir insan daha ön sıraya geçemez, çünkü artık ben bir anneyim ve benim içimde büyüyen, benim doğurduğum, benim ve eşimin parçası olan, gerçekten de “aşkımızın meyvesi” olan bebeğim benim dünyadaki en önemli varlığım. 31 Mart 2009’dan beri artık ben yeni bir insanım…

Bakalım beni neler bekliyor, yaşamak için sabırsızlanıyorum!

Anne olarak -tam bunu yazarken içimi o kadar sıcak duygular kapladı ki anlatamam! 🙂 – ATAKAN doğduktan sonraki yazdığım bu ilk yazımda sevgili oğlum 15 günü doldurmuş olacak. Dünyaya 15 gün önce geldi ve bu hayata alışmaya çalışıyor 🙂 Ben annelik rolüne, eşim de babalık rolüne gayet hazırdık. ben yavrumun konuştuğu, elimden tutup benimle beraber yürüdüğü günleri görmek için o kadar sabırsızlanıyorum ki. Çocuğun her aşamasının tadı başka, bunu tahmin edebiliyorum. Yine de anneliğin tadı zaman geçtikçe daha çok çıkacak gibi görünüyor. Oğlum  15 günlük bir bebek, ben de henüz 15 günlük bir anneyim. Duygusal olarak güçlü bir insan olsam da loğusalık hali güçlülük falan dinlemiyor. Hep duyduğum psikolojik durumların benim başıma ne kadar geleceğini merak ediyordum. Şunu söyleyebilirim ki hormonlar gerçekten çalışıyor! Doğaya boyun eğiyorsunuz, bu işin karakterle alakası pek kalamıyor. Çok şükür aşırı bir durum yaşamıyorum ama ilk günü hiç saymayayım. Çünkü hastaneden eve geldiğimiz gün gerçekten çok kötüydüm. Başta gayet mutluydum. İlerleyen saatlerde hava kararmaya başladıkça ve bebeğim yanı başımda olsa da onu kucağıma almaktan aciz -sezaryen dikişleri- duruma düştükçe beni bir ağlama tuttu. Salondan aile üyelerimizin sesleri ve çay bardağı şıkırtıları geliyor, ben tavana bakıp hüngür hüngür ağlıyorum. Her şey sinirimi bozuyordu, ses duymak istemiyordum. Neye ağladığımı da bilmiyorum. “Her günüm böyle mi geçecek” dediğimi hatırlıyorum. Çok şükür bu durumu bir daha yaşamadım. Doğum sonrası ilk 2-3 gün hormonların daha farklı çalıştığına inanıyorum, tabi doktorlar daha iyi bilir. Neyse ki şimdilik iyiyim. Ağlamalarım çok şükür 2-3 günde 1 ve en fazla 5 dakika 🙂 Ne kadar olmadık şeylere ağlayabildiğimi bunu yaşayanlar tahmin edebilir 😉 Genel olarak kendimi iyi hissetsem de duygulanma eşiğim hayli düştü ve ağlama potansiyelim epey yükseldi. Öyle tahmin ediyorum ki bunun büyük kısmı annelik ruhundan kaynaklanıyor, malum, anneler daha çabuk duygulanıp ağlıyorlar.

Bu kadar ağlama muhabbeti yeter, içime fenalık geldi, ağlarım bak! 🙂 Gelelim ATAKAN’nımın doğum hikayesine… Epidural sezaryan doğumla oğlum dünyaya geldi. Epidural anestezi yapılabildi. Benim için hem güzel sonuçlanan, hem de içinde hayal kırıklığı barındıran, ama neticede bebeğime kavuştuğum an geldi. Normal doğum yapamamaktan çok üzüntü içersindeydim aslında onu herkezden önce ben görmeliydim. Doktorum hemen sezaryana alıcaz dediğindeki korkumu hiç bir zaman unutamam. Yalnızdım neler yaşicamı bilmiyordum. Vee epidurala karar verildi akıntıya kürek çekemezdim. Doktoruma güvenip kendimi ve oğlumu ona teslim ettim. Korkum zirvede sürekli dua ediyordum. İçimden başladığım dualarım farkımda olmadan yüksek sese geçtiğini farkettim. Ve doğum başladı. Acı yok ama dokunuşları hissediyorum.

Ve o güzel sesi duydum arkadan o güzel görüntü geldi gözümün önüne bembeyaz una bulanmış olan bebeğim geldi. anne oldum

31 Mart 2009 Salı Saat 11:12

Seni çok seviyorum canımsın iğki geldin tatlı bebeğim

ANNEN

GAMZE AKBAŞ