Açık havanın keyfi.

Standard

Oğlumla Birlikte Açık Havanın Keyfi

 

Havaların ısınmasıyla birlikte canım oğlumun yüzünde çiçekler açmaya başladı. Soğuk havalarda yapılan kısa sokak ziyaretlerinde, bomboş gördüğü parkın yanından geçerken sevinç çığlıkları anlatmaya çalışmam, “bak, ıslak, görüyor musun” diye gösterdiğimde anlıyormuş gibi susuyordu. Şimdi ise tutabilene aşk olsun. Sanki bütün yollar parka götürüyor beni!

Atakan’nın sokak aktiviteleri evin kapısından başlıyor. Bir kere “atta”yı duyduğunda hemen seviniyor. Montunu, ayakkabılarını giydirirken hiç sesi çıkmıyor kaçmıyor rahatça  giyiniyor. Anlıyor dışarı çıkıcamızı.

 

Yürümeye başlayınca kapıdan çıkmak da kovalamaca oyunu gibi olur heralde. Sokak ayakkabılarıyla içerilere dalmasını veya merdivenlere doğru emeklemesini engellerken kendim giyinmeye çalışıyorum. Sonra beraber merdivenin yolunu tutuyoruz… Sonrasında “hopppaaa”larımız başlıyor. Her yaşta çocuk için açıkhava gibisi yok. Dışarı çıktığında yüzündeki mutluluğu görmek gerek. Sonra gelsin “ku”lar, “kidi”ler, “atti”ler, “ci”ler, “aba”lar, “buu”lar ve “hoppaa”lar yani kuşlar, kediler, toplar, çiçekler, ablalar, arabalar ve park oyuncakları!

Oğluma  hafta içi anneannesi baktığı için vakitlerinin çoğunu birlikte geçiriyorlar. Annem de Atakan’nın park aktivitelerine tek başına pek eşlik edemiyor bel ağrısı olduğu için. Öğlen uykusundan önce aşağıya indiremediği için balkona çıkarıyor. Atakan iyice yorulana kadar oyuncaklarıyla bazende arkadaşlarıyla oynuyor… Arkadaşlarıyla da minik bir sosyalleşme fırsatı oluyor. Dışarı çıktığı zaman ya da arkadaşlarıyla oynadıkları zaman açıkhavanın etkisiyle dönüşte yemeğini -çok şükür- güzelce yiyip uyuyormuş. Hafta sonu bu programı maalesef aynı saatlerde uygulayamıyoruz. İstikrarın önemli olduğunu biliyorum, ama ister istemez bizim programımıza uymak durumunda kalıyor. Yine de açıkhavaya çıkmaktan asla ödün vermemeye çalışıyorum. Kar veya yağmur olmadıkça Atakan dışarıda. Zaten evde olduğum günlerde benim de ihtiyacım oluyor.

Yerler kumdu. Miniğim ilk defa, ayakkabıyla da olsa kuma basmış oldu. Salıncakta sanıyorum sıkıldı, fazla istemedi. Bir “abi”nin boşta kalan topunu tuttuğu gibi bırakmadı. Bir yandan da abinin gözünün içine bakıyor… Büyük çocuklar ona çok ilginç geliyor, fakat maalesef büyükler küçüklerle oynamak için o kadar hevesli olmuyor. Miniğim de topu kimselere bırakmamaya çalışınca bir dahaki sefere parka inerken yanımıza top almaya karar verdim. Sonra 2 akranıyla birlikte sırayla kaydırak maceraları başladı. 16–22 aylık 3 kız ve anneleri, kaydırak merdivenlerinin tepelerinde, epey trafik yarattık.

Oğlumun bebeklikten çocukluğa geçerken, ben de çocukların gerçek dünyasına adım atmış oluyorum. Çocuk büyüdükçe, sosyalleşme başladıkça ebeveynler de sosyalleşiyor. İnsan kendisiyle aynı aylarda aynı şeyleri yaşayan yeni annelere kendini yakın hissediyor. Zaten, biz Türk milletinin doğal olarak taşıdığı sohbete girme hızı bunu kolaylaştırıyor. Ayaküstü yapılan birkaç cümlelik sohbet bile insana epey fikir veriyor, örnekleri gösteriyor. Anne olmak insana sürekli yeni bir şeyler katıyor. Anne olmanın en güzel taraflarından biri de bu olsa gerek!

 

ANNEN

Gamze AKBAŞ


Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s