Monthly Archives: Şubat 2012

Dünyamız

Standard

Dünyamız nasıl olsaydı.

Hayat,

Herkese nazik davransaydı,

Kader,

Herkese eşit davransaydı.

Yoksulluk olmasaydı, hasta hele hiç olmasaydı, hatta çocuklar hiç ama hiç hasta olmasaydı. Sıralı ölüm olsaydı, 70-80 yaşına gelince insanlar hastalıkla tanışsaydı. Kanseri o zaman öğrenseydik keşke, trafik kazasıda olmasaydı yada diğer aklıma gelmeyen ölüm sebepleri olmasaydı, dedim ya sıralı ölümler olsaydı hayatımızda… O zaman diyeceksiniz ki bunlar hayat sınavı… Doğru ben isyan etmiyorum zaten. Kızmayın bana yinede keşke diyorum keşke bu anlattığım gibi olsaydı dünyamız…

SAĞLIKLA KALIN,

SEVGİLER…

 

Sen benimle dalga mı geçiyorsun

Standard

İçimden geçenleri oturup yazsam, yine gözyaşlarıma hakim olamam heralde, onun için, Atakan’la yaptığımız bir telefon görüşmesini yazmak istedim.

Atakan’ın halasının ikiz kızları var. Birkaç gün önce Eskişehir’den onlar gelicekti nitekim geldilerde…

Bende, telefonda onlar yoldayken Atakan’ı aradım.

Annecim merhaba dedim, merhaba dedi. Oooo Atakan hadi gözün aydın ikizler geliyormuş ne güzel oynarsınız. Telefonda o an dondu kaldı. Babasına döndü heralde, o sırada ikizler araba değil mi baba bize gelicekmiş dedi. Sevdiğimde Gülce ve Gülse gelicek ya babacım annen onlara diyor ikizler diye…

Atakan hemen bana telefonda ”’ Annecim sen benimle dalgamı geçiyorsun Gülce ve Gülse geliyor ikizler arabanın adı baba annem karıştırdı ”’ dedi…

Bende güldüm Atakan’la birlikte…

Cars Şimşek Mc Quenn arabalar serisinde ikizler diye bir karakter var, Atakan’ında hayal dünyasında ikizler deyince kuzenleri değil, bu araba karakterleri geliyor belliki…

Benim için bu telefon görüşmemiz garip geldi. Güldürdü beni tatlı kuzum. Bu çocukların akılları çok farklı çalışıyor. Anne-Babayı acayip dumur ediyorlar.

Gülce ve Gülse gelmiş çok da eğlenmişler. Gülse’nin saçları kıvırcıktır bayağı Atakan’da saçlarla oynamayı çok sever. Gülse’nin saçından tokayı çıkarıp, babasına seslenmiş biii hararetle evde; baba, baba… diye.

Baksana Gülse’nin saçı kirpi gibi oldu demiş. Hayret ya ben kırk yıl düşünsem şu lafı demek aklıma gelmez. İlahi Atakan, saç kıvırcıksa eşittir kirpi demek Atakan’cada…

SEVGİLER…

Koltuğa otur seyret beni anne

Standard

Şimdi Atakan’la konuştum. Annecim kocaman balonum var benim hemde ipli pat pat yapıyorum dedi. Hadi sende gel koltuğa otur seyret beni, baksana çok eğlenceli deyip güldü…

Görüşürüz konuşmam bitti dedi kapadı.

İçimdeki tarifi anlatılmaz duyguyu yeniden yaşadım. Tüm gücümü toplayıp annemmm benim inan ki az kaldı gelicem dedim. Dediğime inanmadım ama kesin söz verdim çocuğa. Yaaa sözümü tutamazsam napacaktım…

Canım yavrum benim, sevdiğim, hayat telaşım, evimizin neşesi, kalbimin gülen yüzü, babasının sırt çantası, (omzundan hiç inmez babasının sürekli güreş yaparlardı) yaşama sevincimiz kısaca… Sana bunları yaşattığım için çokk ama çokk üzgünüm. Her an aklımdasın annecim, sakın unutma bunu…

Havlayan köpek

Standard

Her gün eşim gelip Atakan’ın yaptıklarını anlatır bana. Anlattığı herşeyi hep gücüm olsada yazsam diye söylenirim içimden.

Dün güvercinleri beslemeye götürmüş babam. Atakan’ın o sırada ne kadar mutlu olduğunu tahmin edip gözümde canlandırıyorum. Benle ve babasıylada gittiğimizde anne bu güvercinler bütün yemleride yediler hatta simitimide yediler ama hağla doymuyorlar napsak ki deyip üzülürdü.

Dün dedesiylede öyle olmuş. Güvercinleri besleyip tam eve dönerken, bir apartmanın bolkonundan havlayan biii köpek hesi duymuş. (Hesi diyorum çünkü Atakan ”S”  harfi yerine ”H” harfini kullanır)

Dedecim beni hemen yukarı kaldır demiş. Babam şaşırmış, almış Atakan’ı kucağına kaldırmış yukarıya…

Tamam demiş inmiş. Atakan solaktır, işaret parmağını kaldırmış sinirli biii ses tonuyla yolda bas bas bağırmış. Gözümde o sahneyi canlandırıyorum oğlumu tanıyan biii anne olarak. O kadar sevimlidir ki hakkını ararken, çok kibarca konuşur dumur olur kalırsınız karşısında…

Bu köpeği kim bağladı buraya, o aç alabilir, o susamış olabilir diye başlamış dedesine hesap sormaya… İşaret parmağı hağla havadaymış…

Derken,

Balkonun altında muhapbet eden iki kişinin (talihsiz kişiler bunlar tabii) yanına gitmiş.

Siz nasıl köpeği bağlarsınız o açıkmış, susamış onun için havlıyorlar gidin hemen çözün demiş. Adamlar şaşırmış tabiii, biz bağlamadık demişler ama yinede senin için bu köpeği bağlıyanları bulup söyleriz tamam mı üzülme sen demişler…

Ben evdeyken, dışarıdan biii köpek hesi duydum anne der hemen perdeyi açardı. Ben de, tüh Atakan acaba hasta mı, annesini mi arıyor, yada acıktı mı acaba diye hep konuşurduk camın önünde. Yavrum benim tatlı kuzum, duyarlı meleğim… En büyük şansın SAĞLIK İÇİNDE ANNEN-BABANLA BÜYÜMEK OLSUN canım yavrum. Gerisini biz zaten yaparız. İçimizdeki aile sevgimiz bütün zorluklara göğüs gerer…

SAĞLIKLA KALALIM, SEVGİLER.

 

 

 

 

Ben yanarım yavruma, Annem yanar yavrusuna

Standard

Atakan’ı sordum dün anneme, paşalar gibi yaşıyor merak etme dedi. İçimden dedim, annesi yanında olmayan biii paşa…

Ne olur Gamze sen tedavine odaklan annecim, Atakan’ı düşünme dedi. Nasılda düşünmezdim burada herşeyi ben Atakan olarak görüyorum. Hayallerim, ümitlerim hep onun üstüne,

Annem, sana o kadar çok dua edenler var ki, sen bütün hastaların sesi oldun tüm Türkiye arkanda senin için çaba sarfediyor, donör sayıları her geçen gün artıyor dedi, bulunacak bu ilik gerçekten dayan annem dedi…

Anneme önemli olan ALLAH benim yanımda mı acaba dedim. Allahım bana yalvarışıma, yakarışıma evladımın hatırına yardım et. Dayanma gücü ver. Tüm hastalarla birlikte acil şifalar ver ne olursun rabbim. Oğlumu çoook ama çok özledim…

Ben nasıl yavruma yanıyorsam, Annemde yavrusuna yanıyordu. İçi sızlıyordu ama bana asla farkettirmiyorlardı. Bu beni daha da çok üzüyordu… İçlerine attıkları sıkıntılar, soru işaretiyle biten cümleler her geçen gün dahada artıyordu.

Donör olmaya gidenlerin sayısı azaldı sanırım. İlk günlerdeki gibi değil en azından. Bu üzücü durumu nasıl olsada tersine çevirsek… Bana bulunsa bile diğer hastalar için ben nasıl çare olsam ilik bekleyenlere…

Eğer kurtulursam, yaşarsam Atakan’dan ve işimden kalan tüm vakitimi bunun için harcayacağım…

SEVGİLER, SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİM…

Atakan

Standard

Sondan bir önce ,

Evden ayrılmadan bir gece önce, gözümü kırpmadan, o uyurken seyrettim. Nasıl uyurdum ki son gecemizde. Uykumun geldiği anlarda sıktım kendimi uyumamak için, bu saatleri çok iyi değerlendirmelisin dedim. Gözümün, hatta sevdiğimle birbirimizin gözyaşlarını sile sile seyrettik oğlumuzu sabaha kadar.

O kadar tatlıydı ki içim yanarken, içim sızlarken aklıma bir sürü şeyler geldi. Ben her aklıma geleni sevdiğime söylerken baştan pes etmiş gibi davranıyorsun yapma ne olur deyip ağlıyordu. O ağlayınca evime bıraktığım gücün, güçlü olmadığını hissetmek beni daha da sarsıyordu.

Evden ayrılırken sevdiğime sen benim evdeki gücümsün dik dur dedim. Senin bu hayatta artık hasta olmaya, gözüyaşlı olmaya hakkın yok dayanmalısın.

Sabah Atakan’ım uyandı . Günaydın anne dinazor, günaydın baba dinazor dedi. (Muhakak bii hayvan ismi takar) O sabah dinazor olmuştuk.

Baktım şöyle son kez ne yapabilirim diye. Tırnakları uzamış benden başka kimse kesemez Atakan’da kestirmezdi. Tırnaklarını keselim annecim dedim. Ayaklar asla olmaz dedi. Güldüm, ayak tırnaklarını asla uyanıkken kesemezsiniz. Gel o zaman şu minik ayakları öpeyim dedim. Asla olmaz annecim ayaklar pis öpülmez dedi. Bizim laflarımızı o an bize sattı. Senin ayakların mis annem mis dedim. Mıncıra mıncıra öptüm.

Sarıldı bana annecim seni öpmeye doyamıyorum dedi. Sen işe gidince ben seni çok özlüyorum dedi. Canım yavrum, sabah işe gidip, akşama gelen bii anne olsaydı keşke hayatında dedim içimden. Ağlamadım dışımdan, içim ağladı yine… Güçlüyüm, anneyim yaa dışımdan ağlamak yasak.

Ayrılıklar geçici olsun beee annem.

Evden çıkarken umudum sıfırdı. Ama gelişen olaylar beni çok şaşırttı Atakan’cım. Her geçen gün, sabahları uyandığımda başka başka gelişmeler oluyor, duyduğumda şok oluyorum. Seviniyorum annem yüzümü biii gülümseme alıyor, heyecanlanıyorum heralde başarıcaz diye…

Sana yaklaştığımı hissediyorum Atakan. Burda çektiğim acılar canımı hiç ama hiç yakmıyor annecim. Senin yanına yaklaşma umudunla yaşamak bana yaşam verecek canım oğlum.

Atakan bu kurs boyunca nefesim yettiği sürece her gece sana masal anlatmaya devam edicem annecim. Sende her gece bana anne sütümü içtim, dişlerimi de fırçaladım, bak koklasana deyip telefondan bana HOOHH… yapacaksın. Bende sana Oooooo mis gibi olmuş çok ferah bir koku geliyor ağzından diyeceğim. Hadi bakalım masal zamanı deyip başlicaz anlatmaya…

Baban telefonun hapörlörünü sesini açıp evde kim varsa masalı dinleyeceksiniz. Masal bitecek, telefonu kapatıp ben sana kavuşmak için ALLAH’a dua edicem…

CANIM OĞLUM SENİ ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM.

ALLAH’A EMANET OL.