Monthly Archives: Ocak 2013

Mutluluk kapımızda

Standard

BOHÇA HAZIRLIĞIMIZ

Hastanedeyken çok düşünürdüm daha kardeşimi evlendiricek, oğluma anlı şanlı bir sünnet düğünü yapacaktım, ölmemeliyim derdim… Şimdi evimizde bu güzel duygular, telaşlar yaşanıyor, kardeşim Cumartesi nişanlanıyor, annemle, babam kafalarını biraz olsun dağıtıp, bu güzel telaşın içine daldılar alış-verişler, sandık, bohça hazırlıkları derken bu duyguları yaşamak onlarada iyi geldi…

Nişan Ankara’da, benim payıma düşen malesef yine kendimi sakınmam, bu beni çok üzüyor aslında gidemeyecek olmam, birtane kardeşim var bu özel gününde onu yalnız bırakıyor olmam, Nilay’la Ozan’ın gözlerindeki ışığı göremeyecek olmam can sıkıcı aslında ama kalabalığa girmem yasak. Sevdiğimle bizim balyanak  gidiyor ben evde kayınvalidemle kalıcam. Bizim bıdığa kırmızı yelek ve kırmızı papyon diktirdim. Bayağı heyecanlı o da Ankara’ya gidecek diye…

Dün annemin evinde akrabalar, komşular  sandığı ve bohçaları hediyelerimizi düzelttik, nişan tepsisini ben hazırladım çok zevkliydi hepsi şahane oldu umarım Nilay’ında içine siner önemli olan onun beğenmesi aslında, biz bayıldık. Hepsini fotoğrafladım ama nişandan sonra koyarım gözükmesin şimdi sürpriz olsun Nilay’ıma…

Mutluluk, telaş, tatlı heyecan ben içlerinde olamasamda evimizin kapısında ama Cumartesi gecesi aklım hep onlarda…

SEVGİLER,

SAĞLIKLA KALALIM,

GAMZE ANNE…

Reklamlar

Desteğin devamı

Standard

Dün beni hiç yalnız bırakmayan saçıma foligraft sistemi yapan Atakan’ın tüm çabalarına, çekiştirmelerine, sabaha kadar saçlarıma cici yapmalarına rağmen hatta yıpranmayan bu saç için firma tarafından bakım yapılmak üzere evime gelindi, tekrar teşekkürler Nova Hair… Sonra Ege gazetesi Yeniasır’dan Erkan Bey röportaj yapmak için geldi. Atakan’dan uzakta biraz dertleştik, eskileri hatırladım ama olsun bana çok destek olmuşlardı bir tüp kan toplanırken, yardım çığlığı attığımda hep yanımdalardı. Tedavi esnasında bile arayıp hal hatır sorarlardı. Çok duygulandığım birşey oldu kısa süreli oturmuştum yeni aldığımız evde komşularımı pek tanıma fırsatım olmamıştı açıkçası, kapı çaldı Simge Hnm 68 numaralı komşummuş ama nasıl zangır zangır titriyor, seni şuan karşımda gördüğüme inanamıyorum, çok mutlu oldum dedi, gözleri doldu, elinde bir tabak kalbi gibi güzel, bir tabak tatlı aldım teşşekkür ettim. O an içimden bende inanamıyorum Simge toprak altında olacaktım diye çıktım ben bu evden ama şimdi evimdeyim nefes alıyorum sevdiklerim yanımda çok şükür demek geldi ama Atakan yanımda olduğu için diyemedim tabii… Sanki çok önceden tanıyormuş gibi sarılmak istedim ama malesef o da yasak… Güzel gönüllü komşularım var apartmanımızda inanılmaz destek oldular, heleki bizleri hiç tanıımadıkları halde Atakan’a yaptıkları doğum günü partisi hiç unutulmaz. Oğlumun yüzüne ufacık bir tebessüm vermekti çabaları. Hatırlıyorumda o gün Atakan, annecim benim bir sürü hediyem oldu diye telefonda nasılda büyük bir heyecanla anlatmıştı yaşadıklarını.

Düşünüyorumda sizlere bana tüm destek verenlere borçluymuş gibi hissediyorum kendimi hakkınızı nasıl öderim bilemiyorum. Dualarımdasınız…

SEVGİLER,

SAĞLIKLA KALALIM,

GAMZE ANNE…

Nasıl özlemişim, tadı damağımda…

Standard

İndim uçaktan bu gerçekmiydi, birkez daha İzmir’in havasını soluyordum. 9 Şubat  2012 ayrılmıştım evimden. Ne yalan söyleyim dönemem artık ikinci kez yakalanmıştım kansere umutlarım, hayallerim ikinci kez bitmişti ailece yıkılmış ama güçlü gözükmeye çalışıyorduk birbirimize. Minicik yavrum bile daha üç yaşında değildi, annesini belkide hiç hatırlamayacaktı… iki metre beyaz bir kumaşa sarılacaktım, gözyaşlarıyla uğurlanıcaktım. Ama ikinci kez umutlarım, hayallerim yeşerdi yine… Evime doğru minik adımlarımla yaklaşıyordum, bu gerçek mi, biri beni bu rüyadan ya uyandırırsa, büyü bozulursa, kalbim yerinden çıkacak, asansörden indik Atakan ”’annecim çok az kaldı heyecanlımısın”’ dedi hemde nasıl heyecanlıydım tüm sevdiklerim yanımda yuvama giriyoruz. Kapı açıldı attım sağ bacağımı yaptım duamı, kalbim titriyor, gözlerime inanamıyordum, birden boşaldım sarıldım sevdiğime ben bu evden ölücem diye çıktım bak başardık geldim, geldim işte yine beraberiz, güzel sofralar, tatlı sohbetler, yanında bol köpüklü bir fincan kahve bizi bekler, güzel günler bizim olacak artık. Ben ağlarım, annem ağlar geçti bitti Gamze yaşanacakmış yaşandı…

Kafamı bir çevirdim Nurturia annelerinin beni sosyal medyadan durumumu öğrenip yaptıkları akıl almaz destek verirken hastanemin camına gelip pankart açmışlardı. Sevdiğimde o pankartı salon kapısına boylu boyunca asmış, gülüşmeler, sürprizler başladı. Gözlerim ışıl ışıl, mutlu bir kalp…

Nasıl özlemişim evimi, önce odaları gezdim, benim şaşkınlığımı görseniz aaa bu benim mi, süpermiş, vayyyy burası çok güzelmiş, ooo bu yeni mi  almışım hiç kullanmamışım diyerekten hayretler içinde dolaştım. Biz bu evi yüksek bir kredi ile çekmiş, alyanslarımıza kadar bozdurup çok zorluklarla almıştık, kirada oturduğumuz evden kendi evimize taşınma parasını bile hesaplamayı unutmuş bayağı zorlanmıştık. Ve ben bu kadar özenip, istediğim evde malesef bir kaç ay oturabilmiştim. Gece kalkıp yine dolaştım odaları, çekmeceleri açtım kapadım, mutfak dolapları, banyo dolapları derken uyku yok gözümde, Atakan’ın odası nasıl özlemişim orada bulunmayı sanki gökkuşağı gibi her renk var, oturdum biraz düşündüm, neler yaşadığımı, hağla nefes aldığımı, bana verdiğiniz muhteşem destekleri, başaramama korkusunu, özlemlerimi,,, daha neler neler.

Yüce Rabbim yanımdaydı, dualarla ayağa kalktım. Ama kaç gün oldu eve geleli hağla doyamadım evime, hağla tadı damağımda. Temizlik yaptırıldı ama dururmuyum nasıl özlemişim iş yapmayı, işe yaramayı orayı burayı düzene sokmayı, yavaş yavaş minik,emekler adımlarla birşeylerin yerini değiştirmeye, süsleri ordan alıp buraya koymaya çalışıyorum, biraz dinleniyorum dinlenirkende dur kalkıp şurayıda düzelteyim diye aklımdan geçiriyorum, yapıyorum yavaşça yoruluyorum ama yapıyorum, yaptıkça mutlu oluyorum… Hayatın içindeydim işte bu duyguyu yaşamayı özlemiştim.

Bu arada Cumartesi akşamı Atakan’la babamız herzaman ki gibi boğuş yapalım, güreş yapalım, hoplayalım,zıplayalım derdindeler. Bebekliğinden beri babamız, dayımız çocuğu öyle sever, çocuk ne yapsın oyunu öyle birşey sanıyor. İçerden bir ses duyuyorum ama kal gelir ya insana bazen, öyle oldum sanırım, bir kalktım ki halılar, yerler, duvarlar, oyuncakların üstü kan içinde şoka girdim resmen ben nasıl feryat figan ağlıyorum, babamızın burnunu kırmış bizim balyanak, boğuşurken üstüne düşmüş babasının, kafasıda Emrah’ın burnuna geliyor. Ben ağlarmıyım, Atakan ağlar mı annem arada kaldı kime bakacağını şaşırdı, babam bir daha burnundan koku alamayacak, ben napıcam beni nasıl koklayacak, bu durum beni çok üzdü, babamın peçetesi neden kırmızı boya oldu, peçeteler beyaz olur annecim, ben çok mutsuzum nasıl ağlıyor ama salya sümük derler ya aynen o durumda, ben zangır zangır titriyorum biii tarafta, biii taraftan Atakan’ı teselli etmeye çalışıyorum, dayımın gelmesini bekliyoruz hastaneye hemen gidilmesi lazım maf oldum yani ömrümden ömür gitti resmen. Atakan uyurken yavrum o kadar korkmuş ki annecim kırılsaydı babamın burnu yere düşerdi diğmi diye sordu. Üstümüzde sanki biii kara bulut dolanıp duruyor, böylede düşünmek istemiyorum ama artık çok korkuyorum herşeyden… Pazar günü ameliyata girdi alçı takıldı, Cumartesi gecesi ödemin inmesi için sabaha kadar buz koyduk. Şimdi ise Atakan babamıza hiç ama hiç yaklaşmıyor…

Evim evim, güzel evim güzelliklerle, sağlık içinde mutlu günler görmeyi, yaşayıp yaşlanmayı nasip et bize… Yaşananları unutturacak kadar güzel günlerimiz olsun artık…

SEVGİLER,

SAĞLIKLA KALALIM,

GAMZE ANNE…

Oley oleyyyy, Çalınsın davullar, zurnalar atılsın göbekler… İZMİR YOLCUSU KALMASINNNNN :)

Standard

Yüce rabbim bu günleri görücekmiydim şükürler olsun, evime yuvama dönüyorum… Dr kontrolümden çıktım şimdi hocam gidebilirsin artık memleketine demez mi ağzından bal damlıyor canım hocam… Yazacak çok şeyim var aslında ama hazırlanmam lazım bugün 23:45 uçağına biniyoruuuuzzzz… Atakan çok mutlu ben daha da mutlu oley oley sağlıkla yaşayalımmmmmmmmm 🙂

Parlayan bir çift göz

Standard

Nasıl bağlanır insan hayata, milyonlarca neden var aslında her andan tat almak, yürümek, evimizin ihtiyaçlarını karşılamak, gerekirse yorulmak, yoruluyorsanız işe yarıyoruzdur ne mutlu bir yaşam, düşünüyorumda sıvı sabuna basacak gücüm olmadığı, Tv kumandasının düğmesine basamadığım, bir yudum su verin diyecek kadar mecalimin olmadığı zor günleri düşününce bayağı yol katetmişim aslında bu yaşam savaşında, ailemin, sevdiğimin, sizlerin desteğiyle, oğlumun bir çift parlayan gözleriyle yaşama tutundum. Bazen unutuyorum yaşananları hayatın karmaşasına, Atakan’ın koşturmasına kapılıyorum sonra bişey oluyo daannnn diye tokat yermişcesine yaşanan gerçekler aklına düşüyor. Yapma Gamze desemde nafile, gözümden çoktan bir damla gözyaşı akmış bile, peki içime akıttıklarım kimseden habersiz hangisi daha çok içimi yakıyordu… Güçlü durmak mı, güçlü gözükmek mi. Annesin anne güçlü gözükmek şart olmuş, kimi zaman yalandanda güleceksin, kimi zaman hasta bile olsan asla ve asla hissettirmeyeceksin tıpkı benim yaptığım gibi…  Yüce rabbime şükredecek o kadar çok sebebim var ki  bunun için çok mutluyum. Birde şu korkularımı beynimden atabilsem ya birşey olursa düşüncesi tırmalamasa keşke beynimi herşey daha kolay olurdu… Ölüm hepimiz için evet ama biz hasta insanlar bunu an bee an hep düşünüyoruz. Bununla yaşamayıda öğreniyoruz.

Yorulduğumuz, yorulduğumuz içinde işe yaradığımız için bol sağlıklı günler yaşayalım ve bunada sevinelim… Demek ki yaşamın içindeyiz. 
IMG_4899

SEVGİLER,

SAĞLIKLA KALALIM,

GAMZE ANNE.,

Alemsin annecim yaa :)

Standard

IMG_4835

Yavrularımızın bizleri dumur ettiği anları keşke not alabilsek, düşününce yıllar sonraya alınan küçük notlar nasılda keyifle gülümseyerek okunur, nasıl güzel bir hatıra olurdu.

Bu hafta orduevinde kalırken yemek salonuna gitmek için asansöre bindik, daha binerken yaşlı, ton ton, nur yüzlü bir çift… O an içimden bende sevdiğimle acaba bu kadar yaşlanırmıyız diye geçirdim. Atakan’ım da o an iki dirhem bir çekirdek giydirmişim nasıl tatlı yavrum maşallah. Asansördeki çift Atakan’ın başını okşadı sen ne kadar yakışıklısın dedi, bizim bal yanak ne dese beğenirsiniz ”’ Çünkü benim babam yakışıklı ondan bende yakışıklıyım ”’ demez mi şoka girdim… Gülmekten çatladım valla, derken yemek salonuna girdik bizim bıdırık susadım dedi suyunu verdim bu bardağın adı ne annecim dedim gülmeye başladı, annecim ne kadar saçma bir soru hiç bardağın adı olur mu dedi, tamam o zaman Kemal olsun bardağın adı dedi, durdu durdu peki sana bii soru annecim dedi bu tabağın adı ne, yaaa Atakan bu bardaklara kadeh denir diyorum ama gülmekten yanaklarım sarktı… Köfte canavarım sipariş verdiğim okyanus lokumlarını köfte zannetti biii güzel yedi, yengeç bacağı olduğunu duyduğunda şoka girdi, hiç yengeç yenir mi diye bize bir kızışı vardı o anki surat ifadesi gözümün önünden hiç gitmez heralde. Daha bir sürü kahkaha tufanı kırdı geçirdi bizi, bizim bıdık.

Böyle güzel anıları, gözlerimizi gülümseten tatları hep hatırlamak yaşamak dileğiyle…

SEVGİLER,

SAĞLIKLA KALALIM,

GAMZE ANNE…

Sıcacık tarçınlı salep tadında, bir hafta

Standard

IMG_4802IMG_4809IMG_4856IMG_4920IMG_4922IMG_4889IMG_4857IMG_4864IMG_4894IMG_4895IMG_4911IMG_4913IMG_4873IMG_4887IMG_4892Dışarıda lapa lapa kar yağmış, yerler buz tutmuş ama benim içim sıcacık Pazartesi Fenerbahçe Orduevinden yer ayırtmıştı sevdiğim, İstanbuldaki işlerimizi halledelim diye. Bizim balyanağa orduevinde kalıcaz, gezicez küçük bir tatil gibi olucak annecim dedim. Tutturdu ben kimsenin evinde kalmam diye gelde anlat orduevi ne demek diye… Neyse sonra otel diye çevirdim de soru yağmurundan biraz olsun kurtuldum.

Nasıl özlemişim seni iki yıl olmuştu İstanbul’dan taşınalı İzmir’e çok sever çok gezerdik evliliğimizin ilk beş yılı çok güzeldi doymuştuk İstanbul’a şimdi o yaşadığım tatları tekrar soludum. Boğaz manzarası, kaç zaman olmuştu Nişantaşı, Beşiktaş, Mecidiyeköy, Osmanbey, Şişli, İstinye peki o doyamadığım Avm’ler İstinye Park, Kanyon, Metrocity, Safir, Cevahir, Optimum, Tepenatilyus… daha niceleri o kalabalık havayı,trafiği, koşturmacayı nasıl özlemişim… Yürümeye yeni başladığım halde hayatın içine girme çabalarım son hız devam ediyor, emekler gibi yürüsemde istediğim herşeyi yapmak, gezmek, doya doya alış-veriş keyfini yaşamak, özlediğim tatları keyifle afiyetle yemek, sonrasında içimin sıcaklığına, gözlerimin parıltısına sıcacık saray muhallebicisinde bol tarçınlı sıcacık bir saleple eşlik etmek istedim… O kadar keyif aldım ki bundan iki ay önce Gamze yeter artık gözyaşı dökme biraz daha sabır, bir kolunda sevdiğin, yanında da balyanağının parlayan gözleriyle şen kahkahaları İstanbul kazan sen kepçe olmuş ayağı yanık kedi gibi geziceksin deseler inanmazdım, güler geçerdim… Ama yüce rabbim bu güzel duygularıda yaşamama izin verdi.

Yeni yıl İstanbul’da daha bir ihtişamlı olur heryer hağla yeniyılın esintilerini yaşıyor her yer süslü Nişantaşı süper kurşun askerler harikaydı Avm’ler ışıl ışıl süs içinde izledim, elimde canonum bir sürü foto çektim…

Atakan dışarıda maske takmama iyiden iyiye alıştı sorgulamıyor artık neden diye… Evde maske kullanmıyorum ama dışarı çıkınca takıyorum, ufak pembe bir yalanla kandı bakalım…

Dün gece döndük Gebze’deki eve, bu hafta güzeldi ama sonu biraz kötü oldu, bir geldim önce sağ gözüm şişti arkadan 38.4 ateş nasıl korktum eyvah bir şey oldu diye, ateş düşürücü aldım hemen düştü bakalım çok şükür şimdi iyiyim… Güzel yaşantıların sonuda güzel olsun inşallah…

SEVGİLER,

SAĞLIKLA KALALIM,

GAMZE ANNE…