Kum Boyama

Standard

Aktivite kutularımızın içinde meraklı minik dergisinin bii oyununu ararken bulduk kum boyama setini, ev şeklinde bulunca nasıl sevindik daha önce hiç böyle bişi yapmamıştık, ne zaman aldığımı bile hatırlamıyorum, neyse uhuyu sürdük, kumlarıda Atakan yapıştırıcılarım üstüne döktü, minnacık tombiş elleriylede pat pat yapıştırdı, fazlasını örtünün üstüne boşalttı. Ev şeklindeki aktivitemiz bii güzel, renkli kumlarla daha da güzel hağle geldi, bunu babama hediye edelim dedi, ben babamla bişi konuşucam annecim, ben dondum kaldım ne konuşucaksın  ben babamla bundan sonra parka gitmicem dedi, bir daha da evde gülmeyeceğim dedi nası yani bu şimdi babamıza verdiği park cezası, bana da gülmemek cezası, siz böyle yapınca benim başıma ağrılar giriyor, ağrı girincede gözümün ağlayası geliyor dedi, yutkundun , dimdik durup ne demeliydim bilemedim. Bu ev üçümüzün evi olsun dedi kalktı. Başka biii oyun çıkardım kutudan sözüm ona oyalayıp düşüncelerini dağıtmak amacım ama , onun kafa dağıldıda benim kafam darman duman oldu. Bu karışık hallerimiz Atakan tarafından çokdan anlaşılmıştı, belkide bana sorduğu sorular ve benim verdiğim saçma cevaplara kafasınca neler neler diyordu. Benim sevgiyle büyüyen mutlu çocuğum çok mutsuz bu aralar. Anne-baba her ikiside lazım bu evlada…

SEVGİLER,

SAĞLIKLA KALALIM,

GAMZE ANNE…

About atakan310309

Ankara'da 1983 yılında doğdum. 2006'da evlendim ve İstanbul'a taşındım. Mart 2009'da aramıza katılan oğlumuzun tatlı heyecanının keyfini çıkarıyoruz..

6 responses »

  1. Sevgili Gamze,
    Uzun zamandır takip ediyorum hep dualarımdasın.

    Gamzecim aynı anda birden fazla cephede savaşılmaz. Önceliğin sağlığın…

    O da yorgun. Seni hastanede bırakıp dışarı sokağa çıktığında Allahım neden biz bu durumdayız dedi defalarca.

    Ailemden biri hastayken benden bir şey istemişti koşa koşa gitmiştim yeterki yesin dedim.
    Dışarı çıktığımda sokağın tatlı telaşını gördüm. yemek yiyen insanları, yürüyenleri, mutluluğun kokusunu duydum. Bana o kadar uzaktı ki. Onun yaşındaki insanları gördüm ve hüngür hüngür ağladım.Neden hasta. o niye hasta biz niye böyle olduk diye. Bugünlerde çok şükür.

    Diyeceğim o ki o da zor günler geçirdi geçiriyor. Çaresizlik hissini dibine kadar yaşadı. Kırdıysan onu boşver gururu yanaş koynuna. Kırdıysa seni onar gönlünü tut sevdiğinin elini.

    AMA o istemiyorsa bu süreci pes ettiyse ne diyeceksin be Gamze… Kimseden daha fazlasını isteyemiyoruz. Herkes dilediği kadar verir sevgisini,vefasını.
    yine Allaha sığınacaksın.

    Allahım yüreğine ferahlık gönlüne evine huzur versin. Allahım bedenine sağilık, şifa versin.

    Bugünlere de çok şükür.

    Allah Annene ve babana sağlık uzun ömür versin. O anne baba ayaklarının altı öpülesi onları saygıyla selamlıyorum.
    Gamzecim dualarımdasın.

  2. Merhaba Gamze;

    Tanışmadan, tanıdığım güçlü kadın..

    Direkt adınla hitap ettiğim için mazur gör cüretimi. Seni uzun zamandır takip ettiğimden kaynaklanabilir bu samimiyet. Donörün, Kızkardeşin, kankardeşin olmak için kan vermeye gittiğimde tanımadan tanışmıştık aslında. Kızkardeşin olamadım, uygun değildi ama sen çok nadir gerçekleşen bir mucize ile canına can, gücüne güç kattın donörünün iliğiyle.. Çok zor günler geçirdin.. Ama yeni doğan güneş hep cebinde ve elindeydi..

    Son zamanlarda sayfanda okuduklarım üzdü beni, Asında sana şu ana kadar etken olarak hiç yazı yazmamış, daha edilgen bir şekilde sadece okumayı tercih etmiştim. Ama bu kez yazı yazmak istedim. Umarım okuyabilirsin.

    Niyetim kesinlikle akıl vermek değildir.Hâşâ..

    Bir hasta yakının duygularına tercüman, lâl olmuş dillerinine sözcük olmak için yazıyorum bu satırları. Belki bir hasta yakınının duygularını, hasta yakınından dinlersen objektif ve yalansız olarak, iyi gelebilir diye düşündüm.

    Ben bir hasta yakınıyım. Hasta olmadığım için senin duygularını anlamaya çalışmak bile benim için imkansız. Ben bir hasta yakını ruhu ile can verebilirim kelimelerime..

    Hastama teşhis konduğunda hayatımın en koyu, en kötü anını yaşadım sanırım..Bir hasta yakını olarak teşhisi öğrendikten sonra ağlamak, isyan etmek, avaz avaz bağırmak gibi bir şansım olmadı benim. Çok güçlü olmalıydım ve hastamın iyileşeceğine önce kendim inanmalıydım ki, onu da inandırabileyim. Onunla hiç sarılıp ağlaşmadık. Bir süperkahraman gibi hırsla baktık birbirimizin gözlerine. Çok çetin bir savaştı bu çünkü. O ne kadar duygusallaşırsa duygusallaşsın ben dimdik bir kaya gibi durmalıdım onun tüm endişe ve korkularının karşısında. Nitekim de öyle oldu. Geçirilen ameliyatlar, hasta refakati, onkoloji servisinde yatışlar, kemoterapi, radyoterapi, patoloji ve kan tahlil sonucu gibi hastaya endişe veren her türlü tetkik ve tedavide ben güçlü olmak zorundaydım. İlaçların yarattığı siniri ile kontrolsüzce yaptığı davranışları ve çıkışlarını hoşgörü ile kucakladım.İki kişinin birden endişeli olmasına müsaade yoktu ki.. Ben bir blog açıp, korkularımı avaz avaz yazamadım, ulu orta hiç ağlayamadım, tüm tetkik ve tedavilerinin sonucunu ilk ben görmek ve elini tutup, tertemiz çıkacak demek zorundaydım. Onun beslenmesini, temizliğini, hijyenini, bakımını, mutluluğunu ve daha pek çok şeyini dünyevi pek çok şeyi unutup, her şeyin üstünde tuttum. Havada uçan tozu yakaladım enfeksiyon kapmasın diye..Yemek üstüne yemekler yaptım bir lokma daha fazla yesin diye.. Doktorlarıyla hep ben konuştum. Öğrendiklerimi ona hep ben aktardım en “güçlü” kelimelerle.. Tedavi süresi ve devamında “ben” diye bir şey kalmadı. Etrafımdaki tüm insanlar bendeki güce, hırsa, dayanıklılığa, çabaya hayran kalıyorlar, şaşkınlıkla izliyorlardı.Bazen ben bile kendimi aştığımı düşünmüyor değildim.

    Hastam iyileşti. Kontrolleri elbette devam ediyor. Fakat o iyileştikten sonra ben rahatsızlanmaya başladım. Tuhaf korkularla, paranoyalarla, kabuslarla uğraşmak zorunda kaldım. O güçten, heybetten eser kalmamıştı. Öyle bir çaresizliğin içindeydim ki, o güçlü insanın ardında kalan bu posa, beni çileden çıkartıyordu. 2 farklı kişiden profesyonel destek almak durumunda kaldım. Onların da sayesinde daha yeni yeni bir şeyleri gerimde bırakmaya çalışıyorum. Hala kurtulamadıklarım var. Hala öfkelerim. Hala isyanlarım.. Bunlar için de biraz daha zamana ihtiyacım var..

    Diyeceğim şu ki, eşin de sana ve ailesine eminimki aynılarını ve hatta çok daha fazlasını yapmıştır. Hiç ama hiç kolay şeyler yaşamadınız. Bakma insanların “grip gibi yaygın” dediklerine. Ateş, düştüğü yeri yakıyor. Yaşamayan, bilemez. Hatta anlamaya bile çalışamaz. Bazı acılar var ki dünyada ancak ‘ yaşarsan’ anlaşılabilen. Ben öncelikle seni, sonrasında tüm aileni yürekten taktir ediyorum. Cebinizdeki nice güzel güneşten birini hemen yarın cebinizden çıkarmanız umuduyla..

    Gizem

  3. Atakan müthiş bir çocuk, maaşallah…

    Gizem’in yazdıklarından da çok etkilendim, çok güzel bir ifade…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s