Monthly Archives: Ağustos 2011

Evimiz çok güzel anne, iyiki evimizdeyiz anne…

Standard

Evet evimizdeyiz 3 ay az değil, bende çok özlemişim evimi ne kadar pis olsada tozlar uçuşsada evim evim güzel evim…

Ama Atakan’ımın bu kadar özleyeceğini tahmin etmemiştim.

Bu kadarmı şaşar kalır ben ve babamız hareketlerine resmen şamşırdık, dumur olduk…

Biz eve girer girmez ;

Aaaaaa  burası benim odam canım odam ne çok özlemişim seni, aaa kocakafa senide çok özlemişim, kocaman canım arabam sen çok güzelsin. Aaaaaa maymunum da burdaymış, aaa çadırım da burdaymış, aaa tavşanım seni  çok özlemişim diyerek neredeyse bütün oyuncaklarla hasret giderip öptü. Bu hasret giderme olayı 4-5 gün sürdü. Bizde canım sevdiğimle oğlumuzun odasının kapısında sımsıkı sarılıp, bazen göz göze gelip Atakan’ımızın sevincini izledik. Koklaşıp, sarılma derken arada halen yanıma gelip anne biz evimize geldik oley, bizim evimiz çok güzel der .

Bu yazıyı okuyanlar şimdi Atakan galiba sıkıcı bir tatil geçirmiş diye düşünücek. Tam tersi bütün herkezin peşinde pervane olduğu, ne isterse derhal yapıldığı, oyun ve su dolu sadece uyumak için eve girdiği koşturma dolu bir tatili anılarımıza dahil ettik.

Evimiz evimiz güzel evimiz MERHABA ,

 

Reklamlar

Tatilimiz Bittiiiiiii

Standard

Vedalaştık…

Güzeldi, bana çok iyi geldi…

Deniz, kumdan kale, salıncağım, muhabbetler, kalabalık sofralar, eğlenceli vakitler veee başrollerde tabiki canım oğlum…

Neler mi yaptık bu üç ayda …

Bütün horozları, tavukları, ördekleri önce besledik sonra kovaladık… Hayvanlar artık oğluşu gördükçe kaçıyorlardı. Sonra güneşten kuruyan ağaçlara ve çiçeklere bolca su verdik, çok fazla hortum ve su oynama derken acısınıda hastalanmakla bulduk… çok fena süzüldü yavrum iki günde canım benim…

Neredeyse hergün denize gittik, keyfini aldıkça seni sahilde tutmak daha da zor oldu. Girince attığın gülücükler yine bana yaşam sevinci verdi… Diyorum her zaman senin pozitif etkin sayesinde yanındayım canım yavrum.

Denize girerken ne kolluk, ne simit, ne yelek, ne de botları kullandın. Hep mutlu, hep sevecen ”’Anne kucak istiyorum”’  dedin hep birlikte girdik denize… O sımsıkı sarılışın bana ömür verirdi… Hep kokladım hep öptüm seni içime soktum doya doya,,,,,,,,,,,,,

Sonra hergün park ve oyuncak faslımız…

Ve en güzel olay…  Artık süper konuşan, konuştukça etrafındaki herkezi güldüren,,,

Aramızdaki arkadaşlığı daha keyifli hale getiren ve yine beni içten güldürüp kahkahalar attıran biiii yavruş oldun.

Derler ya zaman insanı yazmadan soğutur aklımdan herşey silinmiş gibi…

Sadece unutmadan yazlıkdan ayrılacağımız sabah ben eşyalarımızı hazırlarken oğluş yanıma gelip ”’Anne napıyosun”’ dediğinde daha ben ağzımı açmadan ”’Anne baba gidicek, Atakan’la anne yazlıkda kalıcak”’ deyişin hiç kulağımdan gitmeyecek. Sanırım hata yaptım babanın işe gidip haftasonları yanımıza gelmesinin seni yaralıcanı bu kadar tahmin edemedim canım bebeğim. Babamızın izini bittikden sonra bizim yazlıkda kalmamız haftasonlarıda babanın gelmesi biraz az zaman geçirmenize sebep oldu. Ama bu 3 ayda güzel vakitler geçirip, güzel yerler gezdik… 10 gün Bodrum, 4 gün Çeşme, Kuşadası derken güzel bir yaz tatilini neşe içinde en önemlisi hep beraber anılarımıza dahil etmiş olduk.

Veeee artık evimizdeyiz…